Sanma ki

 

Sanma ki bu gözler saadetle meskûndur

Varlığında mahzun, yokluğunda da mahzundur.

 

Eller gibi mutlu olmam yâri görsem ben

Zira kalbim dîde-i füsûn’le efsundur.

 

Çöllerde sürünmek kafi gelmez bu cana

Ateşlerde yanmak dahi senin lütfundur.

 

An gelir, için kararır, kalbin sızlarsa

Gözyaşıyla benden gelen hun-ı derûndur.

 

Akl u fikrim herc ü merc oldu hayalinle

Ger görsem mah simayı bir özge mecnundur.

 

Sanma ki bu gözler saadetle meskundur

Varlığında mahzun, yokluğunda da mahzundur.

 

 

 

Fuzuli'den Seçmeler-1

Şifa-yı vasl kadrin hecr ile bimar olandan sor 
Zülal
-i şevk zevkin teşne-i didar olandan sor

Lebin sırrın gelip güftara benden özgeden sorma
Bu pinhan
nükteni bir vakıf-ı esrar olandan sor

Göz yaşlıların halin ne bilsin merdüm-i gafil
Kevakib
seyrine şeb ta seher bidar olandan sor

Gamından şem' tek yandım sabadan sorma ahvalim
Bu ahvali şeb-i hicran benimle yar olandan sor

Muhabbet lezzetinden bi-haberdir zahid-i gafil
Fuzuli aşk zevkin zevk-i aşkı var olandan sor.


AÇIKLAMA

Kavuşmanın nice bir şifa olduğunu, ayrılık ile hasta olandan sor. Bir içim suya benzer tatlı dudağının lezzetini, yüzünü görmeye susayandan sor.

Konuşmak gibi bir lütufta bulunursan eğer, benden başkasına sorma dudağının sırrını. Bencileyin sırları bilen birisinden sor bu gizli nükteyi.

Gaflet uykusundaki göz, ne bilsin gözü yaşlıların halini? Yıldız seyrini gözyaşlarının yıldız gibi dökülüşlerğine yahut yıldızlara bakarak sevgiliyi düşünmeyi ancak sabaha kadar gözüne uyku girmeyenden sor.

Mum gibi yanıp tükendim aşkının derdinden. Artık seher yelinden sorma halimi benim. Ayrılık gecesinde sırdaşım olan mumdan ve pervaneden sor.

Ey Fuzuli! Ne bilsin sevgi cahili sofu, aşk lezzetini? Aşkın nasıl bir zevk olduğunu, aşk zevkini onu tadandan sormak gerek.

Gel İnsan

Gel insan, bırak şu dünya hırsını, öfkesini

Bas yüreğine huzurun o eşsiz  sikkesini.

 

Yönel Yaradan’ına, durma, ona aç kendini

Bir tek Yaradan tamir eder yıkılmış bendini.

 

Ancak O’nda huzur bulursun, ancak O’dur Yezdan

O’dur gönüllerimize ilaç, kalplere derman.

 

O ki, acır sana, içinden küfrü çeker alır

İhsanıyla, yüreğinde sonsuz bir huzur kalır.

 

Gel insan, tüm kapılar ardınca kapandığında

Ve yine sen denendiğinde, için yandığında,

 

Uzun uzun düşün ve hatırla yaradanını

Kuru gözlerinden dök oluk oluk hârdanını.

 

Hem onca günaha karşı Allah afî değil mi

Seni yaradan Allah, kuluna kafî değil mi.


                                                                                                                             RahguzaR

Nurların Denizi

Adınla huzura ulaştır bizi

Koyma mahrum, bırakma aciz

Analım adını, büyüsün yüreğimizdeki iz

Sensizlik ızdırabıyla kavrulurken

Bir özge huzur üfle inceden, sesiz…

 

Cemalinle ferahnâk et bizi

Haram seyrinden kararan gözlerimiz

Senin cemalinle nur dolsun

Nefesinle en ulaşılmaz yol olsun

Ne olursun,

Bir özge huzur üfle, huzuru nefesinle bulsun…

 

Sesinle pür-neşe kıl bizi

Okşasın yüreğimizi

Sesindeki o eşsiz mucizi

İşitelim sultanım.

 

                                                                     Sen ki Habiblerin Habibi, azizlerin azizi

                                                                     Sen ki yüreklerin derunu, nurların denizi…

                    
                                                                                                                                RahguzaR

Ezan




Allah'ım, bu ne güzel musıkî, ne güzel ezan
Sanki iliklerimden aşağı döküldü de hazan

Durmadı kanım, aktı oluk oluk hüzün elime
Canlandırdı, hayat verdi ölmüş dilime

Durmaz artık, dilim açıldı mı bir kere
Gözlerim çağlar,sularcasına, hiç yere

En eşsiz nağmeleri sıralar dururum kendime
Şefkat gösteririm artık, yıkık bendime

Ne kadar çırpınsam da ellerim boş kalır
Feyzinden mahrum olurum, neşem boşalır.

Musıkî bitti mi, huzur da durmaz, gider
Yine beni, bendimle beraber heder eder.


RahguzaR